İnme

İnme Hastasıyım

İnme Hastasına Bakıyorum

İnme Hastası Yakınım – Tanıdığım Var


İnme Hastasıyım

1. İnme, Beyin Felci Nedir?

En basit ifadeyle inme, kan akımı olmaması nedeniyle beyin dokusunun hasar görmesidir.
Peki kan akımı neden olmaz?
● Beyin dokusunu besleyen damar tıkanabilir,
● Beyin dokusunu besleyen damarı pıhtı tıkayabilir,
● Beyin dokusunu besleyen damar yırtılabilir,
● Beyin dokusunu besleyen damarı “örneğin beyin tümöründeki gibi” bir kitle dışarıdan sıkıştırıp içinden kan geçmesine engel olabilir

2. İnme beyinde nasıl olur?

Beynimizi çim ekili bir bahçeye benzetirsek inme sonrası olanları biraz daha kolay anlayabiliriz.
Beyin dokusu ihtiyaç duyduğu tüm maddeleri kendisini besleyen damar içindeki kan ile sağlar. Kan akışını kesintiye uğratan tüm durumlar inme için risk oluşturur.

Beyin dokusu ihtiyaç duyduğu tüm maddeleri kendisini besleyen damar içindeki kan ile sağlar. Kan akışını kesintiye uğratan tüm durumlar inme için risk oluşturur.

Peki inme geçirmek beni nasıl etkileyecek?

  • Bu sorunun cevabı kan dolaşımı kesintiye uğrayan beyin dokusunun miktarı ile,
  • Beynin neresinin kan dolaşımının durduğu ile ve
  • Beslenemeyen beyin dokusunu kurtarmak için ne kadar erken davranıldığı ile çok yakından ilişkilidir.

2.1. İnme Neden Olur? İnmenin Farklı Tipleri Var mıdır?

Yukarıdaki resimdeki gibi beyni çim ekili bir bahçe, damarları da çimlerin kurumamasını sağlayan hortum olarak örneklendirirsek inme için risk oluşturan ve inmeye sebep olan durumları daha iyi anlayabiliriz. İnmenin temel olarak 2 farklı tipi vardır; iskemik inme, kanamaya bağlı inme. Bu 2 tipe neden olan farklı durumları aşağıda ele alacağız.

Kanama (Hemorajik inme)

Beyin kanaması, beyin dokusu içinde bulunan damarın yırtılarak “damar dışına çıkmaması gereken kanın” beyin içine dolması durumudur. Kanamaya neden olan durum travma olabilir (trafik kazası, yüksekten düşme, kafaya darbe alma gibi), yüksek tansiyon olabilir, doğuştan damar yapısındaki anormallikler olabilir. Kafatası beyin dokusunu korur. Ancak iç hacmi sabittir. Dolayısı ile beyin dokusu içine olan kanama var olan dokuları sıkıştırır. Kanın beynin hangi tabakasına dolduğu, kanamanın ne kadar olduğu, müdahalenin ne kadar sürede yapıldığı gibi pek çok değişken beyin kanaması geçiren kişinin sonraki süreçte nelerle karşılaşacağını belirler ve hastanın ne kadar iyileşeceği sorusuna vereceğimiz cevabı etkiler.

Damar Tıkanması (İskemik, trombotik inme)

İnme, beyni besleyen damarın tıkanması sonucu da meydana gelebilir. İnme geçiren her 10 hastanın yaklaşık 8’inde sebep damar tıkanması olarak bildirilmektedir (Mozaffarian, Benjamin et al. 2015). Sebepler çok farklı da olsa sonuç damarın içinden yeterli kan geçemeyecek kadar daralmasıdır. İskemi kelimesi herhangi bir dokuya gelen “kanın durması” anlamına gelmektedir.

Peki Trombotik inme nedir?

Soba borusunun içinin zamanla kurumla dolup tıkanmasında olduğu gibi damarın içi de vücudun çeşitli yerlerinde farklı nedenlerle zaman içinde daralabilir. Bu daralan kısımda kan akışı zorlaşır, akış hızı yavaşlar, düzensizleşir ve o bölgede damarın içinde pıhtı oluşturmasına neden olur (tromboz). Yine bu tip inmede hastanın ne kadar etkileneceği ve ne kadar iyileşeceği sorusunun cevabı tıkanan damarın bulunduğu yere ve ne kadar zamanda müdahale edildiğine bağlıdır.

Emboli

Emboli kelimesi “tıkaç, durduran şey, kama” gibi anlamlara gelmektedir. Emboli nedenli inmede beyin dışındaki bir damar içinde oluşan pıhtının damar sistemi içinde seyahat ederek beyin damarına ulaşması ve damarı tıkaması durumu söz konusudur. Ancak emboli illa kan pıhtısı nedenli olmayabilir. Örneğin kırıklar sonrası kemik iliği içindeki yağın damar içine kaçması, ya da hava embolisi de olabilmektedir.

Yüksek tansiyon

Yüksek tansiyon, kontrolsüz tansiyon tek başına inmeye neden olmaz. Ancak bu durum inme gelişmesine zemin hazırlar. Yüksek tansiyonun inmeye sebebiyet verdiği bilinmektedir (Dickinson 2003).

Peki inme ile tansiyonun ne ilgisi olabilir?

Yüksek tansiyon vücuttaki tüm damarların esnekliğini bozar. Ateroskleroz denilen damar sertliğinin oluşmasında yüksek tansiyon oldukça önemlidir. Sertleşen ve esnekliğini yitiren damar zaman içinde tıkanmaya daha yatkın hale gelir. Ateroskleroza uğrayan yani sertleşen damarda plak adı verilen damarı daraltan yapılar meydana gelir. Eski evlerdeki demir boruların iç kısımlarının bazı yerlerinin aşırı paslanıp suyun içindeki kireçleri biriktirerek tıkamasına benzetilebilir bu durum. Damarın tıkandığı bölge beyinde olursa inmeye neden olur. Örneğin bacakları besleyen damarlarda olduğunda hasta hızlı yürüdüğünde bacaklarının şiddetle ağrıdığını söyler. Yüksek tansiyon ayrıca damarı yırtılmaya karşı zorlayıcı bir faktördür. Bir balonu şişirmeye devam ettiğimizde patlayacağı gibi damarın da aşırı tazyike maruz kalması damarı yırtarak kanamaya sebep olabilir.

Yüksek Kolesterol

Yüksek kolesterol de tek başına inmeye neden olmaz. Ancak bu durum inme gelişmesine zemin hazırlar. Kolesterol vücudumuz için olmazsa olmazlardandır. Fakat fazlası tehlike oluşturur. Damar sertliği de denilen aterosklerozda zaman içinde damarın belirli kısmında aşırı daralmaya ve tıkanmaya neden olan plaklar oluşur.

Peki bu plakların yapısında neler vardır?

Plaklar kolesterol, yağ, kalsiyum ve hücre atıklarından meydana gelir. Dolayısı ile iyi huylu olmayan (HDL seviyesi düşük olan, LDL seviyesi yüksek olan) kolesterol varlığı damarlarda tıkayıcı plakların oluşmasına ve büyümesine neden olur. Damarın içinden dokuların ihtiyacını karşılayacak kadar kan geçtiği müddetçe sorun oluşturmayabilir. Ne zaman doku beslenemez o zaman problem başlar.

Damar yapısının anormallikleri (AVM)

Damarlar her insanda parmak izi gibi farklılık gösterirler. Bu farklılık büyük damarlarda çok fazla olmasa da özellikle dokuların içine dağılmaya başladıktan sonra dallandığı yer, dallarına ayrılma sayısı kılcal damar yapısının uzunluğu, toplar damarların başlayacağı yer gibi pek çok durum kişiden kişiye değişiklik gösterir. Bu damar yapısı ve şekli çoğu doku için doğumdan önce organlar gelişirken belirlenmiş olur. Bazen bu küçük damarlar, küçük bir alanda gereğinden çok daha fazla kümelenirler. Öyle ki, atar damar hemen toplar damar ile bağlı halde olur. İşte bu yapıya tıbbi olarak arterio-venöz malformasyon adı verilir. Bu duruma atar damardan toplar damara hatalı damar oluşumu da diyebiliriz. Bu tip damarlar vücudun çok farklı yerlerinde olabilirler. İnme konusu içinde bahsettiğimiz bu damar yapı anormalliği beyin içinde olur. Beyin damar yapısı içinde bulunan bu anormallik çoğu zaman hiçbir probleme yol açmaz. Ancak bu anormal damar yapısı genişleyerek bazen beyin dokusunu bir yerlere itebilir, bir kısım beyin dokusunu sıkıştırarak beslenmesine engel olabilir. Ya da bazen bu anormal yapı yırtılabilir ve beyin kanamasına yol açar.

Beyin Anevrizmaları

Anevrizma damar duvarının balonlaşmasıdır. Nasıl ki araba lastiğinde balonlar oluşabiliyor ve bu istenmiyorsa aynı durum damarlarımız için de geçerlidir. Balon yapmış bir araç lastiği ile seyahat etmek çok risklidir. Damarlardaki küçük balonlar çoğunlukla probleme yol açmazlar. Ancak bu balon büyürse etrafındaki dokuları sıkıştırabilir. Bu durum ağrı ya da başka problemlere neden olabilir. Ayrıca bu balonlaşan damar kısmından kan sızabilir, ya da yırtılıp ciddi kanamaya yol açabilir.

Peki Anevrizmalar nasıl bulgu verir?

Küçük anevrizmalar bulgu vermeden hayatımıza devam edebiliriz. Başka bir nedenle istenen beyin MR görüntülemesinde rastgele tespit edilebilirler. Ya da ailede tespit edildikten sonra kontrol amaçlı istendiğinde ortaya çıkabilir. Anevrizma büyüdükçe baş ağrısı, yüzde ağrı, bulanık ya da çift görme gibi semptomlar ortaya çıkabilir. Anevrizma yırtıldığında ise şiddetli baş ağrısı (hastalar bu ağrıyı hayatımda gördüğüm en kötü baş ağrısıydı diye anlatırlar), kusma, bulantı, şuur kaybı gibi bulgular verir. Yapılan tetkiklerde anevrizma yırtılması tespit edilmişse acil olarak cerrahi müdahale gerekir.

Anevrizma kimlerde görülebilir?

Herkeste anevrizma olabilir. Ancak akrabalarda görülmesi, yüksek tansiyon, sigara kullanımı anevrizmaların problem oluşturma ihtimalini artırır.

Tümörler

Beyin tümörleri inmenin direkt sebebi değildir. İnmeye neden olan tümör bu duruma beyin dokusunu besleyen damara sıkıştırarak ya da çevresindeki beyin dokusunu sıkıştırarak neden olur. İyi huylu ve yavaş büyüyen bir beyin tümörü bu duruma yol açmadan yıllarca sessiz kalabilir. Kötü huylu ya da hızlı büyüyen tümörler inme açısından daha risklidir. İnme nedeni tümör olan bir hastada ameliyat ile tümörün çıkarılması iyileşme ihtimalini artırır.

Kalp durması, kalp krizi              

Ani kalp durmaları, kalp krizi geçirmek doğrudan inmeye sebep olmaz. Ancak kalp durduğu için diğer tüm dokular gibi beyin de kendisini besleyen kan akımından mahrum kalmış olur. Tüm vücudumuzda kan akımı kesintisine en hassas dokumuz beynimizdir. Yaklaşık 5 dakika kadar kan akımı olmadan idare etmeye çalışan beyin hücrelerimiz süre uzadıkça ölmeye başlar. Bu durum da inmeye zemin hazırlar. Kalp durması ve kalp krizine bağlı beyin beslenme bozukluğunda “anoksik beyin hasarı” dediğimiz beyin dokusunun yaygın olarak hasar gördüğü tıbbi durum ortaya çıkar. Bu hastalarda görülen inme çoğu zaman vücudun bir yarısından daha fazlasının kontrolünü yitirmekle sonuçlanır.

Kalp ritim bozukluğu (AF)

Kalp ritim bozukluğu ve özellikle de atriyal fibrilasyon dediğimiz kalp karıncığının düzensiz ve “pırpır” şeklinde kasılması kalp içinde sürekli durgun bir kan kalmasına neden olur. Bu durgun hale gelen ve hareketi azalan kan birikintisi kalp karıncığı içinde pıhtılar oluşturabilir. Bu pıhtı damar içinde seyahat ederek emboli oluşmasına zemin hazırlar. Bu nedenle kalp ritim bozukluğu olan hastaların kanlarının daha geç pıhtılaşması için özellikli kan sulandırıcı ilaçlar kullanırlar.

3. İnme geçirdiğimizi nasıl anlarız?

Kendimizde tespit edebileceğimiz, fark edebileceğimiz değişikliklerle inme geçirdiğimizi anlayabiliriz. Bu değişiklikleri söyle sıralayabiliriz;

Yüzün kayması; yüzün bir yarısının aşağı sarkması, ağız kenarından salya akması,
Kolun veya bacağın güçsüzleşmesi; bir şeyleri tutamamak, ayağı kaldıramamak, aniden kol veya bacakta hissizlik gelişmesi. Kolun veya bacağın kendimize ait değilmiş gibi hissedilmesi,
Konuşma bozukluğu; birden konuşmamızın değişmesi, dilimizin ağzımıza dolanması, anlaşılmaz konuşmak

İnme Tanısı nasıl konur?                           

Yukarıda sayılan bulguların kendimizde ya da bir yakınımızda olması derhal 112’yi arayıp ilk yardım istenmesi gerektiren bir durumdur. Bir sağlık kuruluşunda yapılacak hekim muayenesi ve beyin görüntülemesi (MR veya Tomografi) ile beyin dokusunda hasar olup olmadığı ve kanama geçirilip geçirilmediği anlaşılmakta, tanı konmaktadır. Sonraki aşamada bu inmenin kalp ile veya diğer damarlarla ilişkisi olup olmadığı, erken yaşta ise sebep olabilecek diğer hastalıklarla ilişkisi gibi durumlar araştırılabilmektedir.

4. Daha önce olmuş muydu? (TİA)                        

Geçici iskemik atak denilen bir nörolojik durum da vardır ki bulgular inme ile aynıdır (İngilizce Transient Ischemic Attack [TIA]). Ancak beyin hasar görmeden beslenmesi tekrar başlar. Dolayısı ile inme geçirme bulgularının hepsi birkaç dakika ile bir gün gibi bir zaman aralığında kaybolur.

                TİA bulguları nelerdir?

TİA’da elde, kolda, bacakta, dilde, çenede, yüz yarımında uyuşma veya güçsüzlük görülebilir, konuşma birden bozulabilir, dil ağızda dolanır, konuşma başarılamaz, bulanık görme olabilir.

İnmeden farkı nedir?

İnmedeki beyin hasarı ve bulgular kalıcıdır, TİA da bu bulgular gelip geçer.

TİA neden olur?

İnmeye neden olan durumlar TİA’ya da neden olabilir. Sonuç olarak beyin kısa süre kan akımından mahrum kalır. İnme tablosu ortaya çıkar ancak kan akımı tekrar dokuların beslenmesine yetecek kadar başlar ve bulgular silinir. Bu durum damarın tamamen açıldığı anlamına gelmez. Damar yine TİA geçirmeden önce ne kadar tıkalı ise aynı düzeyde tıkalı olmaya devam eder.

TİA İnmenin habercisi midir?

Özellikle damar tıkanıklığı-darlığı olan kişilerde TİA geçirmek, inmenin habercisi olabilir. Bu kişiler inme geçirmek açısından oldukça yüksek riske sahiptir. İnme geçirme riski de TİA’yı takip eden gün ve haftalarda daha yüksek olmaktadır. Bu nedenle geçici iskemik atak dediğimiz ve yukarıda bulgularını saydığımız durumun sizde olduğunu düşünüyorsanız muhakkak bir Nöroloji Kliniğine başvurmalısınız.

TİA nasıl tedavi edilir?

TİA geçiren kişide yapılan tetkiklerde müdahale ile genişletilebilecek ve tehlikeli derecede tıkalı bir damar tespit edilir ise o damar gerekli yöntemlerle genişletilebilmektedir. Bu işlem yapılsa da yapılmasa da doktorunuzun başlayacağı ilaçları düzenli kullanmanız oldukça önemlidir. Önemli olan TİA geçirmenize sebep olan senaryonun tekrar oluşmasına engel olmaktır. Bu amaçla kan basıncını düzenleyen ilaçlar, kolesterol ilaçları, kan sulandırıcı ilaçlar (aspirin, klopidogrel gibi), pıhtı süresini uzatan ilaçlar, şeker ilaçları gibi ilaçlar hastalığınıza göre düzenlenir.

İlaç tedavisinin yanı sıra artık yaşam stilinizi değiştirmeniz gerektiğini de anlamalısınız (bk. konu6). Sigarayı bırakmak, tuz tüketimini azaltmak, düzenli egzersize başlamak (örneğin haftanın en az 3 günü kalbinizin attığını duyacak tempoda yarım saat yürümek), fazla kilolardan kurtulmak, düşük yağlı ve kalori dengesi ayarlanmış diyet ile beslenmek (bk. inme ve beslenme konusu), alkol alımını en aza indirmek veya kesmek gibi değişiklikleri yapmak konusunda kararlı olmalısınız.

5. İnme tedavisi

İnme geçiren bir kişide tedavi sürecini 4 temel aşamada ele alacağız.                   

                En erken dönem tedaviler

İskemik dediğimiz inme türünde beyin dokusuna gelen kanın durduğundan bahsetmiştik. Bu tür inmede, hemen dakikalar ve saatler içinde uygulanabilecek 2 tür tedavi vardır. Pıhtı çözücü tedavi ve mekanik olarak pıhtının çekilip alınması.

                               Pıhtı çözücü tedavilere trombolitik tedavi de denilmektedir. Alteplase ve Tenecteplase (t-PA) adlı ilaçlar bu amaçla kullanılmaktadır. Tedavinin başarısı inmeden sonra ne kadar sürede verildiği ile alakalıdır. Beyin kanamasına yol açma riski nedeniyle kime ne kadar nasıl uygulanacağı hekim kontrolündedir.

                               Mekanik olarak pıhtının çekilip alınması ise girişimsel radyolog veya bu konuda eğitim almış bir uzman hekimce uygulanır. Uygun damardan ince esnek bir boru geçirilip itilerek tıkalı damara ulaşılır. Çeşitli yöntemlerle pıhtı çekilip alınır.

                Yoğun Bakım

İnme geçiren her hastanın yoğun bakım ihtiyacı olmayabilir. Ancak şuur kaybı olmuş hastalarda, kanama geçirenlerde yakın takip ve solunum cihaz desteği gerekebilir. Bu nedenle yoğun bakımda takip edilen hastada cilt bakımı, ağız bakımı, eklem hareket açıklığı egzersizleri, hastanın pozisyonlanması, yara oluşumunun önlenmesi için uygun yatak ekipman desteği, beslenme desteği, enfeksiyon varlığında uygun tedaviler bu hastaların yoğun bakım sürecini sorunsuz atlatması için titizlikle sağlanır.

                Ameliyat (kanama, dekompresyon, trombektomi, stent)

Beyin kanaması, anevrizma, anevrizmanın yırtılması, atardamar toplardamar yapı bozukluğu (AVM) onarımı, dekompresif cerrahi (kanamanın neden olduğu yüksek basıncın beyine zarar vermesine engel olmak için yapılan, kafatasına müdahale edildiği cerrahi işlemler) ameliyat gerektirebilecek durumlardır. Ayrıca tıkalı damarın açılması ve damara stent takılması gibi işlemler de yapılabilmektedir. Cerrahi işlem ile kanamanın durdurulması ve kafa içindeki basıncı azaltılması hedeflenir. Anevrizma tedavisinde damarın balonlaşan kök kısmına kelepçe takılarak kanaması ve probleme yol açması önlenir. Bir diğer yöntemde damar içine yerleştirilen ince esnek tüp ilerletilerek balonlaşan damara ulaşılır, balonlaşmış kısmın içine bir nevi çimento dökülerek (coil embolization; damarın içi coil edilerek pıhtının oluşması ve artık o kısmın dolup sertleşmesi) o kısım körlenir ve kanama-yırtılma riski önlenmiş olur. AVM (atardamar toplardamar yapı bozukluğu)’lerde bazı durumlarda ileride probleme yol açacağı öngörülerek cerrahi onarım yapılabilir.

                Endarterektomi              

Bu işlem inmeli hastalarda çoğunlukla tıkalı olan şah damarının açılması amacıyla uygulanır. Bu işlemde tıkalı olduğu tespit edilen şah damarı ameliyat ile açılır, damarın için tıkayan plaklar temizlenir, damar onarılarak kapatılır. Bir başka yöntemde de damar içinden ilerletilerek tıkalı damara ince esnek bir boru ile ulaşılır. Tıkalı olan kısmı açmak için damarın içine stent yerleştirilir.

Hasta bakımı (yatak yarası, ağız bakımı)  

İnme sonrası hasta bakımında belli başlı noktalara dikkat etmek gerekir. Bu durumları şu şekilde sıralayabiliriz, yatak yaralarının önlenmesi, cilt bakımı, ağız bakımı, idrar yolu enfeksiyon riski, yutma ve beslenme problemleri, omuz ağrısı, düşme riski, depresyon.

                Yatak yarası;
Bası yarası, basınç yarası, bası ülseri gibi değişik terimlerle ifade edilebilir. Uzun süre aynı pozisyonda kalındığı zaman vücut ağrılığının en fazla baskı yaptığı yerde cilt ve cilt altı dokusunu besleyen küçük damarlar kapanır. O bölgenin kan dolaşımı ya azalır ya tamamen kesilir. Bu durumda doku kendisini besleyen kan akımından mahrum kalmış olur. Bu süre uzadığında beslenemeyen dokular ölmeye başlar ve  yara oluşur. Kendi başına yatak içi pozisyonunu değiştiremeyen kişilerde daha sık karşılaşılmaktadır. Genellikle topuk, kuyruk sokumu, kalça, sırt, kafa gibi bölgelerde görülmektedir. Başlangıçta cilt kızarır, zamanında önlem alınmaz ve müdahale edilmezse cildin üst kısmından başlayarak doku kaybı meydana gelir. Cildin tamamı kaybolarak alttaki kas dokusu görünür hale gelebilir, daha da ilerleyerek yara kemik dokuya ulaşabilir. Enfeksiyonlar ile durum daha karmaşık hale gelir. Hareket kısıtlılığı olan, yatak içinde yan taraflarına dönemeyen hastalarda özellikle dikkat gerekir. Yatak yatay konumda olmalıdır (hastanın yatış pozisyonu 30 dereceden daha dikleştirildiğinde risk daha da artar). Çarşaf düz olmalıdır. Bacak altına, ayak bileği çevresine yastık desteği topuk yaraları için önleyici olabilir. Hastanın saatte bir, en azından 2 saatte bir pozisyon değiştirmesi sağlanmalıdır. Havalı yatak veya viskoelastik yataklar kullanılabilir. Yatak yarası geliştikten sonra kaybolan dokunun çabuk iyileşebilmesi için hastaya en uygun proteinden zengin diyet başlanabilir. Yatak yarası geliştikten sonra uygun yöntem ve merhemlerle pansumanı yapılır.

                İnme sonrası ne zaman banyo yapabilirim?

Hastaya herhangi bir ameliyat veya girişimsel işlem uygulanmamışsa banyo zamanı için ek bir kural yoktur. Aşırı sıcak veya soğuk su kullanımından kaçınmak gerekir. Yıkanmak hastanın kendisini daha iyi hissetmesini sağlar. Genital bölge temizliği enfeksiyon riskini azaltır. Ancak beyin cerrahisi geçiren hastada ameliyat yerinin yeterince iyileşmiş olması ya da o bölgenin yıkanmaması gerekmektedir. Bu nedenle ameliyattan sonra hastanede kalınan süre içinde çoğunlukla sprey köpüklerle hasta silinerek temizlik sağlanmaktadır. Taburcu olduktan sonraki banyo süreci konusunda doktorunuza danışmalısınız.

                Banyo nasıl olmalıdır?

İnme sonrası hastanın banyosunun modifiye edilmesi, değiştirilmesi, hastaya uygun hale getirilmesi gerekmektedir. Su ısıtıcı sistemin derecesi yanıklara engel olacak şekilde ayarlanmalıdır. Suyu açıp kapayacak musluk hastanın tek elle kolayca kullanacağı şekilde olmalıdır. Duvar kenarlarına tutamak boru takılması, zeminin kayganlığını azaltacak kaplamalar, örtüler, materyaller, ayakta duramayacak durumda olanlar için kaymayan tabure (duvara ya da yere monteli), tabureye güvenle oturup kalkmak için tutamaklar örnek olarak verilebilir. Yardım almadan yıkanmak isteyen hastanın tek elle sabunu tutup yıkanması zor olacak ise duvara monteli ve basması kolay sıvı sabun aparatları tercih edilebilir. Uzun çubuklu, tek elle kolayca kullanılabilen banyo lifi tercih edilebilir.

                Ağız bakımı

İnme sonrasında hastanede kalış süresi içinde, yoğun bakımda kalırken hastayı enfeksiyonlara yatkın hale getiren durumlardan biri de yetersiz ağız bakımıdır. Ağız bakımı yapılmadığında ağız içi bakteri yükü oldukça fazla olmaktadır. İnmeli hastalarda yutma problemi olabilmektedir. Bu nedenle boğaza, akciğere kaçan yiyecek veya tükürük enfeksiyon için risk taşır. Yoğun bakımda ağız bakımı temizlik-hijyen parametrelerinden biridir. Sonraki süreçte genellikle ihmal edilse de inme sonrası ağız bakımı hem sosyal hem de fiziksel sağlık açısından önemlidir. Ağız temizliği için su, tuzlu su veya ağız temizlik sıvıları ile gargara yapılması, yapılamıyorsa bu sıvılara batırılmış peçete-pamuk ile ağız temizliğinin sağlanması gerekmektedir. Hasta diş fırçasını tutmakta zorlanıyorsa fırçanın sapı küçük bir havluyla sarılıp bağlanabilir.

                İdrar problemleri

İnme sonrası vücudun karşılaştığı stres vücudu enfeksiyonlara daha savunmasız hale getirir. İnme sonrası yatağa bağımlı olmak, idrar ve gaita kontrolünün tam olmaması, mesanenin zamanında ve tam boşaltılamaması, bez kullanımı, yeterli sıvı alamamak, beslenme bozukluğu idrar yolu enfeksiyonu için risk oluşturur. Bu nedenle idrarı yapamamak, kötü kokulu, pütürlü idrar olması, idrar yaparken yanma hissedilmesi enfeksiyon açısından uyarıcı olmalıdır. İnme geçirildikten sonra idrar sondası takılabilmektedir. Sonda silikon özellikte ise ayda 1, lateks özellikte ise de 2 haftada bir değiştirmek enfeksiyon gelişmemesi için yararlıdır. İnme nedeniyle hastanın sürekli idrar sondası kullanması enfeksiyon riskini artırır. Bu nedenle doktorunuzla görüşerek sondanın çıkarılmasını planlamalısınız.

                Yutma problemleri

İnme sonrası yutma bozukluğu sık görülmektedir. Bozukluk zaman içinde kendiliğinden düzelme eğilimindedir. Bu nedenle özellikle ilk 3 ay içinde beslenme sırasında gıdaların akciğere kaçmamasına ekstra özen gösterilmelidir. Boğaza yabancı cisim, gıda, sıvı kaçıp akciğere gitmesine aspirasyon adı verilir.  İnme sonrasında en sık sıvı gıdalar boğaza kaçar. Bu nedenle yoğurt gibi yarı katı gıda tüketimi önerilmektedir. Bunun dışında yutma problemleri ile ilgili çeşitli egzersizler vardır (Bu kısım sonraki süreçte ayrıca ele alınabilir).

                Omuz ağrısı

İnme geçirilen taraftaki omuz eklemi çevresindeki kasların felçli olması nedeniyle gevşer. Eklem çevresindeki kaslar zayıflar ve omuz ekleminde kol kemiği (humerus) aşağı doğru yer değiştirir. Bu durum eklemin yarı-çıkık olması (subluksasyon) durumudur. İnmeli hastada bu nedenle omuz ağrısı ile sık karşılaşırız. İnmeli tarafta spastisite dediğimiz istemsiz kasılı durum henüz oluşmamış ise bu ağrılı durumun gelişmemesi ve elin ödem nedeniyle şişmemesi için omuz askısı kullanılmaktadır. Ancak her inmeli hastaya omuz askısı önerilmez. Bu nedenle omuz ağrısı sorunlarınızı doktorunuzla görüşmelisiniz. Yakınlarınız sizi kaldırırken, tutarken, oturturken inmeli taraftaki kolunuzdan tutup çekmemelidir. İnmeli taraf tutulacaksa gövdenizden kavrayarak yardım edilmelidir.

Düşme riski

İnme sonrası düşme riskiniz oldukça artar. Kasların güçsüzlüğü, kontrol kaybının varlığı, vücuttan gelen uyarıların (derin duyu denilen propriosepsiyonun) beyinde işlenememesi, baş dönmesi gibi sebepler güvenle yürümeye engel oluşturur. İnme sonraki süreçte yatakta geçirilen nekahet evresinde kemik erimesi de olmaktadır. Bu nedenle düşmeye zaten yatkın olmanızın yanında, kemikler kırılmaya daha meyilli olmaktadır. Bu nedenle yaşadığınız ortamın düşmeyi engelleyici hale getirilmesi faydalı olacaktır. Örneğin kapı eşiklerinin kaldırılması, banyo ve tuvalet gibi zeminlere kaymayı önleyici kaplama yapılması, mümkün mertebe sivri köşeli sert, keskin cisimlerin ve eşyaların ortadan kaldırılması düşünülebilir. Bunun dışında yürüteç (walker) kullanacak kadar el fonksiyonu var ise düşmeye karşı etkili olarak kullanılabilir. Yine sosyal alanlarda, dışarıda, çarşıda yürürken kanedyen, baston, tripod gibi yardımcı gereçler faydalı olabilir. Tüm bu süreci doktorunuz ile planlamanız, size en uygun cihaz ve gereçler konusunda görüş almanız uygun olacaktır.

İlaç Tedavisi                     

                İlaçlar ne işe yarayacak?

İnme geçirdim zaten bu ilaçları kullanmak ne işe yarayacak diye düşünmek sizin yararınıza değildir. İnme sonrası dönemde verilen tedaviler ile hasarlanan beyin dokusu içinde iyileşme ihtimali olan hücrelerin iyileşmesi hedeflenir ve tekrar inme geçirmeniz önlenmeye çalışılır. Bu nedenle verilecek tedaviler ve ilaçlar hastaya ve ek hastalıklara göre değişkenlik gösterse de temel olarak 3 grup ilaç vardır. Tansiyon düşürücüler, kolesterol düşürücüler, pıhtı önleyiciler.

                               Tansiyon Kontrolü

Tansiyon aleti ile tansiyonunuzu ölçtüğünüzde değer 13’e 8’in üstünde ise tansiyonunuz var demektir. Doktorunuzun verdiği ya da vereceği tansiyon ilaçlarını düzenli bir şekilde kullanmalısınız. Bunun dışında kilo vermek, yağsız ve sebze ağırlıklı beslenmek, tuzsuz yemeye alışmak, haftanın çoğu günü yarım saat spor yapmak tansiyonu kontrol altında tutmak için yapabileceğiniz değişikliklerdendir.

                               Kolesterol Düşürücüler

Kolesterol hepimizin kanında bulunur ve bulunması gereklidir. Kan tahlilinizde kolesterol ölçüldüğünde Total Kolesterol, HDL, LDL ve Trigliserid gibi parametreleri göreceksiniz. Halk arasında LDL ye kötü kolesterol, HDL ye iyi kolesterol de denilmektedir. Çünkü iyi olan HDL’nin kanda yüksek olması kalp krizi, inme gibi problemlerle karşılaşma riskini azaltmaktadır. LDL’nin yüksek olması da bu problemlerin olması ihtimalini artırır. Trigliserid ise kandaki yağdır. Yüksek olması yine inme ve kalp krizi riskini artırır.

Kolesterolüm kaç olmalı?

Sizin için ideal kolesterol ve trigliserid değerlerinin kaç olması gerektiğini doktorunuza danışmalısınız. Çünkü her hasta farklı ek hastalıklara ve risklere sahiptir. Ancak toplumun geneli düşünüldüğünde ve henüz bir kalp hastalığı yoksa;

  • Total kolesterol 200’ün altında,
  • LDL kolesterol 130’un altında
  • HDL kolesterol 60’ın üstünde
  • Trigliserid 150’nin altında olmalıdır.

Yüksek kolesterol değerine sahip olmanın yanında sigara kullanımı, yüksek tansiyon, anne-baba-kardeşte kalp hastalığı varlığı, uygunsuz beslenme (sebze az yağ çok gibi),  yaşın 65 ve üzeri olması, obezite gibi nedenler kalp krizi ve inme riskini belirgin artırır.

Doktorunuz kolesterol ilacı vermiş ise tedaviye devam etmelisiniz. İlacı içtiğinizde hiçbir farklılık hissetmeyeceksiniz. Ancak kolesterol düşürücü ilaçlar uzun vadede kalp krizi, inme ve ölüm riskini azaltmaya yardımcı olur.

İlaç içmeden de kolesterolümü düşürebilir miyim?

Evet düşürebilirsiniz. Bunun için; kırmızı et, tereyağı, kızartmalar, margarin vb yağlı yiyecekler tüketmemelisiniz. Eğer kilonuz fazla ise mutlaka zayıflayın. Daha hareketli biri haline gelin.

                Kan Cıvıltıcılar ve Pıhtı Önleyiciler

İskemik inmede sıklıkla kullanılan ilaç aspirindir.

                Aspirin: Platelet denilen kan hücre parçacıkları bir yerimiz kesildiğinde yaralandığımızda kan kaybetmemizi önlemek için bir araya gelerek bozulan damar yapısını tıkarlar. Böylece damardan daha fazla kan kaçmasını önlerler. İnme geçirdiğimizde de beynimizdeki daralmış damarlardan kan geçmeye çalışırken bu tür tıkaçlar oluştururlar. Aspirin, Plavix (klopidogrel) gibi ilaçlar bu kan pıhtısı oluşturan hücrelerin damar içinde tıkaç oluşturmalarına engel olur. Ancak bu  ilaçlar zaten oluşmuş pıhtıların çözülmesini sağlamazlar. İnmenin ilk 3 ayı için bazen hem aspirin hem plavix tedavisi verilebilir.

                Antikoagülanlar: Pradaxa, Xarelto gibi yeni nesil ilaçlar ve Coumadin (Kumadin, varfarin) bu gruptadır. Daha ziyade vücudun başka yerinden emboli riski nedeniyle ya da bazen tekrarlayan inmelerde tercih edilirler.